DELİLER TERK ETTİĞİ GÜN ŞEHİRLER YOK OLACAK…!

DELİLER TERK ETTİĞİ GÜN ŞEHİRLER YOK OLACAK…!
DELİLER TERK ETTİĞİ GÜN ŞEHİRLER YOK OLACAK…!

Translate

6 Ocak 2015 Salı

Zamanı beyazdan siyaha kadar farklı grilerle yaşıyoruz.

Bir sorunu çözmek için önce onu fark etmek gerekir.




İçte ve dışta iyilikler, olumluluklar ve mutluluklarla kuşatılmışız; ama sorunlar da var. Sorunlar ve çözümlerle iç içe birlikte yaşadığımız bir dünyada kahretmenin veya boş vermenin gereği yok. Yaşamın insanca bir tadı olmasında kimi zaman acı lezzetinde sorunların da yeri var.
Sorunlar olmasa, belki de mutlu anlarımızın keyfine varmak da mümkün olmayabilir. Işığı ve gölgeyi birbirinden dolayı fark etmiyor muyuz? Kesin olan şu ki; çoğu zaman ana nokta, sorunun kendisinde değil; bizim ona bakış açımızda…
Sorunsuz İnsan Var mı?
İnsanların bir kısmı kendilerini talihsiz, şansız, bahtsız bulurlar. Felaketlerin, dertlerin veya sorunların sel gibi, heyelan gibi üzerlerine geldiğinden şikâyet ederler. Fazlasıyla kendileriyle meşgul olduklarından hepimizin sıkıntıları olabileceğini, ama bunları algılama, yönetme ve çözme yöntemlerimizin farklı olabildiğini kavramak istemezler. Hatta pek çok kişide sorunlardan şikâyet etmek acıdan haz alma haline gelmiştir. Sorunlarını anlatıp dertlenerek ve şikâyet ederek mutlu olduklarını bile söyleyebiliriz.
Sorun ve Çözüm
Bir Sorun Karşısında Duruşumuz
Böyle bir tepki modeli olan insanlara “Ya problemini anlayıp çözmek için gayret et, ya da boş yere şikâyet edip sızlanmayı bırak” diyebilir miyiz? Sorunu çözmeyi denemek yerine ondan sürekli şikâyet edip abartmak, sadece negatif enerji üretilmesine yarar. Bir süre sonra sorun, kişinin gözünde öylesine büyür ki, o noktadan sonra çözmek veya yönetmek için yeterli gücü kendisinde bulamaz.
Kişisel gelişim kitaplarında kadın ve erkek psikolojilerinden değinilirken –bir sorundan söz edildiğinde– erkeklerin sorun çözmeye, kadınların ise sorunu paylaşmaya öncelikle odaklı olduğu dile getirilir. Ortalama toplumsal cinsiyet kalıplarına baktığımızda bundaki doğruluk payı gerçektir. Genelde sorun karşısında alınan tutum açısından herkesin –bireysel, cinsel, sosyal, kültürel, inançsal açılardan– aynı olmayabileceğini akılda tutmamız gerekir.
Sorunu Aşabilmek
İnsanın sorunlarıyla baş edebilmesi için öncelikle sorun kavramı üzerinde bilgi sahibi olmasında yarar var. Sorun, ilk bakışta can sıkıcı bir durum olarak gözükür. Gerçekte bir sorun, bir durumdan tercih ettiğimiz bir başka duruma geçerken önümüze çıkan engeller veya zorluklar olarak tanımlanabilir.
Yaşam Çevresi
Bir Sorun Karşısında Duruşumuz
Sorun karşımıza iki farklı biçimde çıkar. Birincisi; mevcut durumun istediğimiz gibi olmamasıdır. Örneğin yeterli miktarda maddî kaynağa sahip olmamak böyle bir sorundur. Umulan bir şeyin gerçekleşmemesi ya da istenmeyen bir durumun oluşmaması yine bu gruba girer. Sahip olduğumuz bir değerli unsuru kaybetmeyi de bu grupta sayabiliriz. İşimizi yitirmeyi veya sağlığımızın kötüleşmesini bu duruma örnekler olarak verebiliriz. İkinci sorun türü, daha iyi olabileceği halde ol(a)mayan konulardan kaynaklanır. İstenen hedefe ulaşamamak veya ulaşmak için yeni yolların denenmesi gereken durumlar, bu sorun grubunda yer alır. Başarılı olmak için çok sıkı çalışma ihtiyacını da bu grupta örnekleyebiliriz.
Bir sorunu çözmek için önce onu fark etmek gerekir. Dolayısıyla sorunun çözümünde mevcut durumun iyi tanımlanması, olması gereken durumun doğru tespit edilmesi ve hedefin netleştirilmesi önemlidir. Genel olarak sorunu doğru çözümlemekte sıkıntılarımız olur. İkincil seviyedeki görünür sorunu, –mevcut sıkıntıyı gerçekten oluşturan– kaynak sorun ile karıştırırız. Ana sorunu çözerek hedefe kolayca uğraşmak yerine, ana sorunun yarattığı ikincil sorunlara takılıp kalırız. Sorunun ne olduğundan emin değilseniz, gereksiz veya yanlış adımlar atarak yeni sorunlar üretmeniz şiddetle muhtemeldir. Sorunun analiz edilmesi sürecini muhtemel çözümlerin neler olabileceği konusunda yapılacak düşünce süreci izlemelidir. Akılcı bir kişi, çözümün sonunda elde edilecek sonuç konusunda daha baştan bilgilidir.
Düşük kültür toplumları, genelde sorunlar karşısında bireysel veya kurumsal düzeyde kafalarını kuma gömmeyi –kahretmeyi, boş vermeyi, kayıtsız kalmayı, görmezden gelmeyi, sorunlar üzerinden rant elde etmeyi– tercih ederler. Bir toplumun problem çözme performansı ise onun sosyo-ekonomik gelişkinliği ve sosyal sermayesi konusunda önemli veriler içerir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı